Üniversiteye giriş sınavı bu sene de çeşitli sorunların gölgesinde tamamlandı. Hatalı sorular, yanlış hesaplanan puanlar, hiçbir yere yerleşemeyen öğrenciler ile beraber bu sene en çok göze batan durum üniversitelerin boş kalan kontenjanları oldu. ÖSYS yerleştirme sonuçlarına göre sınava katılan 2 milyon 265 bin 902 adaydan tercih yapma hakkı olan 1 milyon 846 bin 880 adayın yalnızca 994 bin 766’sı tercihte bulundu. Üniversitelerde ise toplamda 214 bin 430 kontenjan boş kaldı. Lisans programlarında 50 bin 817 kontenjan açıkta kalırken ön lisans programlarında 163 bin 613 kontenjan boş kalmış durumda. Ayrıca sınava lise son sınıf öğrencisi olarak giren 960 bin 410 adaydan yalnızca 208 bini lisans programlarına yerleşti.

Her şeyden önce verilere göre 419 bin 22 aday tercih yapabilmenin ön koşulu olan barajı dahî aşacak bir puan alamamış durumda. Millî eğitim sisteminin sorunlu yapısının yanı sıra, çoğu eğitim olanağından mahrum işçi çocuklarının ve ana dili Türkçe olmayan Kürt gençlerinin, az ya da çok avantajlı kesimlerle yarışmaya zorlandığı sınavın ilk kurbanlarını bu grup oluşturuyor.

Çok değil birkaç sene öncesine kadar herkesin hayatlarını kökünden etkileyecek bir sınavlar serisi olarak andığı üniversite giriş sınavları artık mezuniyetten sonra işsizlik, güvencesiz çalışma ve düşük maaşlar nedeniyle birçok genç tarafından sınıf atlamanın veya aynı sınıfta tutunmanın bir aracı olarak görülmekten – haklı olarak – çıkmış durumda. Boş kalan kontenjanlar aslında bir anlamda gelecekte hangi bölümlerden mezun gençlerin daha çok işsiz kalacağının bir haritasını oluşturuyorlar.

Meslek Liseli öğrencilerin yarısı tercih yapmadı

Geçen seneye kadar ilgili bölümlere doğrudan geçiş hakları bulunan Meslek Liseli gençlerin bu hakları öğrencilere veya öğretmenlere danışılmaksızın ve neden gösterilmeksizin ellerinden alınmıştı. Yerine getirilen sistemde Meslek Lisesi mezunlarına ilgili bölümleri seçmeleri durumunda ek puan verilecekti. Ancak görüldüğü üzere Meslek Liseli gençlerin çok büyük bir bölümü tercih yapmadı. Yapılan değişiklikten etkilenen, çoğu zaman da mağdur olan kişilere danışmadan iş yapmak devletimizin adeti fakat bununla birlikte yapılan değişikliği haber vermemek, ilgili kişilere gerektiği gibi anlatmamak da ayrı bir mağduriyet yaratıyor; çünkü çoğu Meslek Liseli gencin tercih yapmamasının altında yatan sebep ek puanlardan ve dolayısıyla gerçekte girmeye hak kazanacağı üniversite ve bölümden haberi olmaması. 

Bununla birlikte iki yıllık bölümlerdeki ciddi kontenjan boşluğunun diğer bir nedeni ise gençlerin gözünde artık iki senelik bir bölüme gitmektense hemen çalışmaya başlamanın daha mantıklı gözüküyor olması olabilir. Zira Türkiye patronlar sınıfının kâr oranlarındaki düşüş arttıkça okumuş ve okumamış işçilerin maaşları düşük seviyelerde birbirlerine yaklaşmaya devam ediyorlar. Açıköğretim programları da bu durumun en iyi örneklerinden; geçen sene yüzde 100 doluluk oranına sahip olan açıköğretimde doluluk oranı bu sene yüzde 66.44’e düşmüş durumda.

Üniversitelerin kapıları emekçilerin daha büyük kesimlerine kapanıyor

Devlet üniversitelerinin lisans bölümleri doluluk oranlarında geçen seneye göre yüzde 96’dan yüzde 93’e inerek en az öğrenci kaybeden grubu oluşturmakta. Devlet üniversitelerinde asıl sorunu yukarıda da bahsettiğimiz gibi Meslek Liselilerin tercih etmesi gereken önlisans bölümleri oluşturuyor. Fakat vakıf üniversitelerinde lisans programlarının doluluk oranı yüzde 91’den yüzde 81’e inmiş durumda. Bu üniversitelerin önlisans programlarının ise yüzde 85 olan doluluk oranı yüzde 61’e gerilemiş. Toplamda yüzde 88’den yüzde 71’e gerileyen vakıf üniversitesi doluluk oranı gençlerin giderek artan bir kesiminin bu üniversitelerin borç yükü altına giremeyecek durumda olduklarını gösteriyor. KKTC üniversiteleri ve diğer ülkelerdeki üniversitelerin doluluk oranlarındaki düşüşler de yine aynı ekonomik nedenlere bağlanabilir.

İmam Hatipler sonuncu

Sınav sonuçlarına göre en başarılı liseler Fen Liseleri, en başarısızları ise İmam Hatip Liseleri. Başlıca görevi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isteği doğrultusunda kindar ve dindar nesil yetiştirmek olan bu liselerin öğrencileri din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği bölümünün üç yıl önce kaldırılmasıyla ilahiyat fakültelerini tercih etmeye başlamışlardı. Bu sene de ilahiyat fakületeleri yüzde 100 doluluk oranına ulaştı. Doluluk oranının nedeni güvenceli bir işe sahip olabilmek. Çünkü ilahiyat mezunlarının formasyon alarak öğretmen olabilmesi ve bu alandaki atamaların hükümetin ideolojik seçimlerinden dolayı yüksek olması bu bölümün mezunlarına iş garantisi sağlamakta.

Mağduriyetler giderilsin, üniversitelerin kapıları emekçi ailelerin çocuklarına açılsın!

Puanı yanlış hesaplanan 1499 aday başta olmak üzere, lise hayatı boyunca meslek derslerinden başka ders görmesi engellenen tüm Meslek Liseli öğrencilere devlet tarafından mezuniyetten sonra güvenceli iş ve insanca yaşanacak maaş sağlansın. Ancak bu şekilde bu sene ciddi biçimde boş kalan iki yıllık programların dolması için bir adım atılmış olunur.

İmam Hatipler tamamen hükümetin ideolojik araçlarına dönmüş durumdadırlar. Öğretmenlere her yaştan öğrenciye okulda siyaset olmaz dedirtenler kendi kindar ve dindar nesillerini kendi siyasi amaçları uğuruna yetiştirmek istemekteler. İlahiyat fakültelerinden mezun olup formasyon alanların daha yüksek oranda atanması bunun en bariz örneğidir. Öğrenciler arasında eşitsizlik yaratan bu liseler ve fakülteler derhal kapatılmalıdır.

Vakıf üniversitelerindeki boş kontenjanlar bir yandan öğrenci ile öğretmenin buluşmasına engel olurken diğer yandan eğitim emekçilerinin işlerini tehlikeye atmaktadır. Zira bu üniversitelerin başlarındaki patronlar kâr edemedikleri bölümü kapatacak az öğrenci gelen bölümdeki öğretmen fazlasını kapı dışarı koyacaktır. Vakıf üniversiteleri yüksek ücretler nedeni ile öğrenci alamıyorsa bundan dolayı eğitim emekçilerinin hayat güvenceleri olan işleri tehlikeye giriyorsa bizim bir önerimiz var: Sermayedarların mülkiyetindeki tüm üniversiteler öğrenci ve işçi denetiminde kamulaştırılsın!